pasted
Mide Gastrik Bypass Ameliyatı

Son yirmi yıllık moda trendleri ve güzellik algısı incelendiğinde zayıflık ile estetik olma kavramları arasında doğru orantı olduğu fark edilecektir. Estetik algıdan ziyade sağlık açısından da değerlendirildiğinde ideal kiloya yakın olmanın sağlık risklerini büyük oranda düşürdüğü bilinmektedir. Yeme bozuklukları, genetik faktörler ve çevresel faktörlere bağlı olarak kilonun idealden çok daha fazla olması durumunda çeşitli müdahale yöntemleri bulunmaktadır. İdeal kiloya yaklaştıkça spor egzersizleri ve diyetler ile durum kontrol altında tutulabilirken, ideal kilodan uzaklaştıkça cerrahiye olan ihtiyaç artmaktadır.

Randevu Al

Gastrik Bypass Ameliyatı Hakkında

Aşırı kilolarla mücadele etmenin yolu çoğu zaman cerrahi müdahalelerden geçer. Aşırı kilolardan kasıt ise vücut kitle indeksinin yaklaşık kırk ve üzeri olmasıdır. Bu seviyedeki vücut kitle indekslerinin altında yatan temel sebep yeme bozukluklarından ziyade sağlık problemleri olduğu için spor ve diyetler ile kesin çözüm elde etmek mümkün değildir.

Zayıflama tekniği olarak adlandırabileceğimiz cerrahi müdahalelerin tamamı mide ve bağırsak fizyolojisine müdahale etmek üzerine kuruludur. Birçok teknik olmakla beraber son yıllarda tüp mide; öncesinde ise gastrik bypass ameliyatları oldukça popülerdi. Yöntemlerdeki avantaj ve dezavantajlardan dolayı günümüzde gastrik bypass ameliyatlarının uygulama sıklığı düşmektedir.

Gastrik Bypass Ameliyatı Nedir?

Bypass adından da anlaşılacağı üzere bir bölgenin tamamen kullanımdan çıkarılması, devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir. Gastrik bypass ise mide ve bağırsak yapısının tekrar düzenlenmesini, bazı bölgelerin kullanımdan çıkarılmasını ifade eden bir tıbbi terimdir.

Besinler tüketildikten sonra yemek borusu yoluyla mideye getirilir. Midede kıvamlı bir sıvı haline getirildikten sonra ise bağırsaklara yollanır. Midenin hacmi ve bağırsakların uzunluğu sindirimin kalitesi, alınacak besin miktarı ve kana aktarılacak olan kalori konusunda belirleyicidir. Midenin küçük, bağırsakların da kısa olması sayesinde bu veriler olabildiğince düşük tutulabilir. Gastrik bypass ameliyatında da mide hacmi küçültülür, bağırsaklar kısaltılır. Sonrasında ise uygun bir konumda birbirine bağlanan işlevsel yapılar sayesinde fazla kiloların ortadan kalkması sağlanır.

Aşırı kilolu, vücut kitle indeksi kırk ve üzerine çıkmış bir obezite hastasının mide hacmi bin mililitreyi bulabilir ki bu normal bir insanın mide hacminin dört – beş katına denk gelmektedir. Alınan besinlerin fazla olması ile doyma hissinin geç gelmesi hangi teknik uygulanırsa uygulansın zayıflamanın mümkün olmamasını sağlar. Yani, eğer cerrahi müdahale ile zayıflama gerçekleştirilecekse bin mililitrelik mide hacmine müdahale edilmesi gerekmektedir. Gastrik bypass ameliyatıyla birlikte ilgili mide hacminin yaklaşık olarak yüzde doksan beşi alınır. Yani vücut kitle indeksi kırk ve üzeri olan, mide hacmi bin mililitreyi bulan hastanın güncel mide hacmi elli mililitreye indirilir. Midenin güncel hacmine ulaşması için alt bölgeler kullanım dışı bırakılır yani bypass edilir. Yemek borusunun bitiminden itibaren başlayan mide alanı güncel mide olarak kullanılır ki bu alanın kullanılması sayesinde midenin esneme katsayısı azaltılır.

İkincil müdahale alanı ise bağırsaklardır. Bilindiği üzere ince ve kalın bağırsaklar sayesinde mideden gelen kıvamlı sıvılar vücuda kazandırılır. Alınacak yağ, nişasta, karbonhidrat ve kalori bu şekilde belirlenir. Normal bir insanda ince bağırsakların uzunluğu altı ile on metre arasında olabilir. Her bir metre farklı bir görevi ifa eder. Yani belirli bölümlerin sindirimden çıkarılması sayesinde kilo almayı sağlayan yapı ortadan kaldırılabilir. Mide hacmine müdahale edilmesinden sonra, ince bağırsağın bir metrelik bir kısmı da sindirimden tamamen çıkarılır. Vücuda alınan yüksek kalorili birçok besinin sindirildiği bu alanın ortadan kaldırılması ile kişi hem daha kısa bir sindirim sistemine hem de daha az çalışan bir sindirim sistemine sahip olur.

Gastrik bypass ameliyatları en çok zayıflama amacı ile icra edilmektedir. Günümüzde bu amaçla olan icralar da azalmıştır ancak bazı durumlarda sağlığın korunması amacıyla gastrik bypass ameliyatları yapılabilir. Şeker hastalığı, astım ve yüksek tansiyon bu ameliyat sonrasında büyük oranda ortadan kaldırılabilir. Ayrıca mide çıkışındaki tıkanmalar da gastrik bypass ile tamamen ortadan kaldırılabilir.

Gastrik bypass ameliyatından sonra, ameliyatın sonuçlarının veya ortaya çıkardığı değişikliklerin geri döndürülmesi zordur. Bu sebepten ötürü de uygulanma aşamasında azami özen ister. Operasyondan sonra midenin atıl kalan kısmının çıkarılmıyor oluşu bu alandaki tümörlerin veya diğer hastalık belirtilerinin tespit edilememesi sorununu ortaya çıkarabilir. Bu sebepten ötürü de günümüzde güncel teknik olarak tüp mide ameliyatları kullanılmaktadır.

Operasyonun tamamlanmasından sonra beş yıllık bir süre zarfında ciddi miktarda kilo verilir. Aşırı kiloya bağlı gelişen hastalıklar büyük oranda ortadan kalkar. Ancak beş yılın sonunda kişi ılımlı şekilde kilo almaya başlayabilir. Bu kilo almanın sebebi mide hacminin büyümesi değil, mide – bağırsak birleşimindeki bağırsak dokusunun genişlemesidir. Bunun çeşitli çözüm yolları olsa da oldukça meşakkatli olduğundan dolayı hastaya sıkıntı vermektedir. Tüp mide ameliyatı daha sık tercih ediliyor olmasının altında yatan sebeplerden birisi de bu bağırsak genişlemesi sorunudur.

Gastrik Bypass Ameliyatı Kimlere Uygulanır?

Gastrik bypass ameliyatları sadece aşırı kilolu insanlara uygulanıyor gibi görünse de, çeşitli amaç farklılıkları ile birçok insana uygulanabilir. Günümüzde ilk tercih olarak değil; diğer ameliyat türlerinin düzeltme ameliyatı olarak uygulanmaktadır. Genel olarak ise:

  1. Vücut kitle indeksi kırk ve üzerine çıkmış, diğer yöntemler ile kilolarından kurtulamayan, kilo almasının altında sadece yeme bozuklukları yatmayan hastalara uygulanır.
  2. Aşırı kilolarına bağlı olarak insülin direnci geliştiren, kemik erimesi tehlikesi ile karşı karşıya olan, kas – yağ oranı yağ lehine değişen hastalara ilgili sorunlarının ortadan kaldırılması amacıyla uygulanır.
  3. Tüp mide ameliyatları oldukça popüler ameliyatlar olsa da uzun vadeli sonuçları bazı insanlarda olumsuz olmaktadır. Bu sayı oldukça düşük olmakla birlikte eğer böyle bir sorun ortaya çıkarsa revizyon ameliyatı olarak gastrik bypass ameliyatı uygulanmaktadır.
  4. Zayıflamak amacıyla kullanılan mide bandı, kelepçe, mide katlama, vertikal gastroplasti ameliyatlarının başarısız geçmesi durumunda bu ameliyatların sonuçlarını ortadan kaldırmak ve kişiyi zayıflatmak amacıyla uygulanır.

Gastrik Bypass Ameliyatı Uygulama Teknikleri Nelerdir?

Gastrik bypass ameliyatlarında açık veya kapalı ameliyat tercihi bulunmamaktadır. İstisnasız tüm ameliyatlar kapalı teknik ile uygulanmaktadır. Laparoskopi olarak adlandırılan bu teknik sayesinde bazı tıbbi araçları da kullanarak olabildiğince az kesi ile iç organlara müdahale etmek mümkündür.

Görüntüleme tekniklerinden alınan görüntüler sonrasında operasyon bölgesi ve şekli tamamen belirlenir. Tekniğin genelinden bağımsız olarak dört – beş bölgeye kesi yapılır. Bu kesilerden kesici cihazlar ve görüntüleme cihazları içeriye yollanır. Sonrasında ise gastrik bypass ameliyatı gerçekleştirilir.

Operasyon tekniğinin çok az kesi ve dikiş içermesinden dolayı iyileşme süresi oldukça kısadır. Ayrıca açık ameliyat yöntemlerine göre konfor da üst seviyededir. Vücudun görünen bölgelerinde iz kalma ihtimali oldukça düşüktür. Kapalı tekniğin uygulanması amacıyla açılan kesiler de üç – dört ay sonra silikleşerek kaybolur. Operasyondan sonra komplikasyon (ameliyat fıtığı vs.) gelişme ihtimali oldukça düşüktür. Tekniklerin tamamında atıl bırakılan mide kısımları içeride bırakılır. Yani tüp mide ameliyatında olduğu gibi mide yerinden çıkarılmaz. Bu durum da gastrik bypass ameliyatlarının dezavantajlarını ortaya çıkarır.

Operasyondan sonra pıhtıya bağlı komplikasyon riskini tamamen ortadan kaldırmak amacıyla kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Uygulama şekline bağlı olarak gastrik bypass ameliyatlarını üç alt yönteme ayırabiliriz. Bu yöntemler sırasıyla proksimal, distal ve mini gastrik ameliyatlardır.

Roux En Y – Proksimal Gastrik Bypass

Esasen günümüzde bilinen gastrik bypass ameliyatının klasik yöntemidir. Mideye ve bağırsaklara yapılan uygulamalar, tekniğin genelinde yapılan açıklamalar ile uyumludur. Ekstra olarak hiçbir işlem yapılmaz. Hem bağırsak hem de mide tekniğin tanımına uygun olarak küçültülür. Teknik sonrasında beslenme problemleri oldukça düşüktür. Amerika menşeili olduğundan dolayı batı dünyasında daha sık uygulanmaktadır.

Distal Gastrik Bypass

Kilo alımının altında yatan sebep beslenme olduğu kadar sindirimdir de. Distal gastrik bypass tekniğinde ince bağırsaklarla özel olarak ilgilenilir. Mideye yapılan küçültmeye ek olarak, bağırsakların çok özel bir bölümü bypass edilir. Bu bölüm kan şekerini dengesizleştiren, fazlaca kalori alımına sebep olan bir ince bağırsak bölgesidir. Bu bölgede nişasta, yağ, mineral ve vitaminler vücuda alınır. Bu bölgenin tamamen bypass edilmesi ile birlikte kalori açısından oldukça zengin olan yağ ve nişasta olabildiğince az şekilde vücuda alınır. Bu tekniğin dezavantajı ise mineral ve vitamin seviyesini olumsuz yönde etkiliyor olmasıdır.

Mini Gastrik Bypass

Uygulanan gastrik bypass ameliyatları içerisinde belki de en basit olan tekniklerdendir. Uygulamada basit olsa da ortaya çıkardığı olumsuzluklar fazlaca olduğundan dolayı mecbur kalınmadıkça uygulanmaz. Bu yöntemde gastrik bypass ameliyatının en zorlu yanı olan bağırsak müdahalesi kullanılmaz. Mide küçültüldükten sonra yeni mide yapısı, eski bağırsak yapısına doğrudan bağlanır. Bu bağlama işleminden sonra çeşitli sıvıların mideye geri kaçmasından dolayı mini gastrik bypass yönteminin dezavantajları ortaya çıkar. Bu dezavantajlar midede yanma, gastrit, ülser ve reflüdür.

Gastrik Bypass Ameliyatı Öncesi

Gastrik bypass ameliyatından önceki süreç oldukça kritiktir. Her hastanın bu ameliyat için yeterli koşulları taşımaması; ameliyatın iyi bir uygulayıcı yani cerrah tarafından yapılmadığı takdirde oldukça riskli olması ameliyat öncesindeki süreci kritik hale getirir. Süreç boyunca hastanın uzun süreli değerlendirmeye tabi tutulması, kilo alımına veya eşlikçi hastalıklarına yönelik tespitler, tıbbi geçmişi, hormon dengesi gibi detaylara dikkat edilir.

Tüm bu süreçlerin birleşimiyle de operasyon tekniğine ve zamanına karar verilir. Operasyondan sonraki başarının mutlak olabilmesi için operasyondan önceki sürece azami özen gösterilmelidir.

Hastanın Tıbbi Açıdan Değerlendirilmesi

Gastrik bypass ameliyatlarına uygunluğun denetlenmesi oldukça önemlidir. Müdahale edilen alanın ve ilgili alanın görevlerinin oldukça yoğun olması; bölgeye etki eden faktörler ile bölgenin etki ettiği faktörlerin de yoğun olması bu denetlemeyi mecburi kılmaktadır. Tıbbi değerlendirme sürecinde fiziksel muayene, tetkikler, hastanın ve ailesinin tıbbi geçmişi incelenir. Ameliyat sırasında sorun çıkarabilecek her türlü faktör burada değerlendirilir ve ameliyata engel olup olmayacağı tartışılır.

Sanıldığının aksine tansiyon ya da diyabet gibi hastalıklar bu ameliyatın yapılmasının önündeki engeller değildir. Sadece, operasyondan önce bu hastalıkların seyrine dair bilgi toplanması gerekmektedir ki bu da tıbbi değerlendirme sürecinde olmaktadır.

Kullanılan İlaçların Kontrol Edilmesi ve Düzenlenmesi

Gastrik bypass ameliyatı ile hem mideye hem de bağırsaklara müdahale edilir. Sindirim sisteminin hormon seviyesi üzerinde etkisi oldukça büyüktür. Hormon seviyesinin de vücudun genel dengesi üzerinde etkisi bulunmaktadır. Vücudun herhangi bir sorununa dair ilaç kullanılıyor olması, gastrik bypass ameliyatı dahilinde yeniden değerlendirilir. Yani kullanılan ilacın ameliyata ve ameliyat sonrasındaki sürece olan etkisi değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda ilaç tamamen kesilebilir, dozu azaltılabilir ya da ameliyat sonrasına kadar ara verilebilir. Tüm bu süreç yapılacak olan tetkiklerden sonra belli olacaktır.

Fiziki Muayene ve Tetkikler

Gastrik bypass ameliyatı vücut kitle indeksi kırk ve civarında olan insanlara yapılmaktadır. Ameliyatın yapılabilmesi için yeme bozukluğu, hormon sorunları gibi ekstra faktörler de aranmaktadır. Ayrıca aşırı kilolu olan kişinin diyetlere ve spor egzersizlerine rağmen kilo veremiyor oluşu da arana şartlar arasındadır. Operasyon amacıyla doktora başvurulmasından sonra ilk yapılacak şey fiziki muayenedir. Bu muayenede aşırı kiloların tespiti, kiloların mevcut olan etkileri gözlemlenir. Hastanın uzman bir doktorun bakışıyla ameliyat için uygun olup olmadığı değerlendirilir. Bu farazi bir süreç olmakla beraber bir o kadar da önemlidir. Fiziki muayenenin devamında ise tetkiklere geçilir. Hastanın durumuna göre onlarca farklı test uygulanabilir.

Uygulanan testler anestezi uzmanı, dahiliye uzmanı, kardiyoloji uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, endokrin uzmanı inceler. Hastanın durumuna göre değerlendirme sürecine diğer disiplinler de katılabilir. Önemli olan hastanın kiloları ve kiloları almasına sebep olan faktörlerdir. Tüm disiplinlerin ortak kararı ve yönlendirmesi ile ameliyat sürecine geçiş yapılır. Bazı durumlarda herhangi bir klinikten ret cevabı alınmasıyla ameliyat iptal olabilir.

Kan ve Biyokimya Testleri

Hastanın ameliyata uygun olup olmadığının; uygunsa da ne gibi süreçler izlenmesi gerektiğinin tespiti amacıyla biyokimya testlerinin uygulanması ile sürece başlanır. Biyokimya testlerinden hangilerinin uygulanacağı hastanın özel durumuna göre değişir ancak rutin biyokimya, idrar, tam kan sayımı, aktif madde ölçümleri, hormon seviyeleri başlangıç için ölçülür. Sonrasında ise duruma göre daha detaylı testlerin uygulanması söz konusudur. Biyokimya testlerinin temel amacı aşırı kilo alımını ortaya çıkaran faktörlerin tespit edilmesi ve aşırı kilo alımının vücut üzerinde oluşturduğu baskının tespit edilmesidir. Ayrıca ameliyata aykırı, komplikasyon riski oluşturan faktörlerin varlığı da bu testler kapsamında aranır.

Hemogram

Biyokimya testleri içerisinde uygulanan rutin testlerden birisi tam kan sayımıdır. Tam kan sayımı ile beraber kanda bulunan lökosit, eritrosit, hemoglobin, hematokrit, trombosit gibi hücrelerin sayımı yapılır. Tüm sayımlar oransal olarak da değerlendirilir. Bir kişinin vücudunu ve kanını değişen faktörlere göre sorgulamanın, değerlendirmenin yegane yolu da tam kan sayımıdır. Testin yapılmasından sonra gastrik bypass ameliyatıyla bağımlı ya da bağımsız olacak şekilde şu sonuçlar çıkarılabilir:

  1. Bakterilere veya virüslere bağlı olarak oluşan enfeksiyonların varlığı,
  2. Kansızlık olup olmadığı; var ise türü,
  3. Alerjik reaksiyonların varlığı.

Hormon Testleri

Hormon seviyeleri ile kilo alıp verme süreçleri arasında derin bir bağlantı bulunmaktadır. Aşırı kiloya sahip olanlarda bazı hormonların olması gerekenden çok fazla salgılandığı ya da tam tersine hiç salgılanmadığı bilinmektedir. Gastrik bypass ameliyatından önce hormon seviyelerine dair bir test yapılması mecburiyettir. Bilindiği üzere vücudumuzdaki çeşitli organlar ve bezler değişen koşullara göre vücut dengesini sağlamak amacıyla hormon adı verilen hücreleri salgılarlar. Bu hücreler de vücudun devamlılığını sağlayan fonksiyonları düzenlerler. Yani hormonlar oldukça önemli yapılardır.

Hormon testleri genelde tükürük örneği alınarak yapılır. En iyi sonuçlar sabah aç karna alınabildiği için hormon testlerinin tamamı sabah aç karna yapılır.

Hepatit Testleri

Üç adet hepatit testinden bahsetmek mümkündür. Gastrik bypass ameliyatı da dahil olmak üzere neredeyse tüm ameliyatlardan önce uygulanan rutin testlerdir. Bu testler sayesinde ameliyata engel bir durumun olup olmadığı saptanır. İlgili hepatit testlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. ANTİ-HCV Testi: Karaciğerde fonksiyon bozukluklarına sebep olan bir hepatit türüdür. Ülkemizi de içerisine alan bir coğrafyada yoğun olarak görülür. İlgili virüsün etki süresi birkaç hafta olabileceği gibi ömür boyu da olabilir. İlgili test, bağışıklık sisteminin bu virüse karşı oluşturduğu antikorları tespit eder. Testin uygulanmasından on beş dakika sonra kesin sonuçlar alınabilir.
  2. HBSAG Testi: Ameliyat sırasında yaşanabilecek teknik hatalardan dolayı ameliyathane çalışanlarının etkilenmemesi için bu testin uygulanması gerekmektedir. Hepatit B’yi tespit eden bu test sayesinde ciddi önlemler alınabilir ve ameliyathane ortamı daha güvenli hale getirilebilir. Test sayesinde hepatit B virüsü tespit edilir. Testin sonuçları uygulandıktan on beş dakika sonra alınabilir.
  3. ANTİ-HBS Testi: İyileşmiş veya aşılanmış hepatit B virüslerinin ya da antikorların bulunmasını amaçlayan testtir. Uygulandıktan on beş dakika sonra sonuçlar alınabilir.

Tüm Batın USG (Tüm Karın Ultrasonu)

Gastrik bypass ameliyatları dışındaki durumlarda nadiren tam karın ultrasonu yapılır. Oldukça geniş ve detaylı bir görüntü içerdiği için gerek duyulmaz. Gastrik bypass ameliyatları öncesinde ise bağırsakların ve midenin olabildiğince detaylı incelenmesi gerekmektedir. Bunun yegane yolu da ultrason gibi görünmektedir. Ameliyattan önce ve ameliyat sırasında (ameliyat kapalı yöntemle uygulandığı için) karın bölgesinin yekpare görünüşü bu yöntem ile elde edilmektedir. Operasyon sırasında, kameranın olmadığı bölgede bir komplikasyon ortaya çıkarsa ultrason ile görüntülenmektedir.

Endoskopi

Tüp mide ameliyatında olduğu gibi gastrik bypass ameliyatında da ameliyattan önce endoskopi uygulaması standarttır. Ağızdan boru şeklinde içerisinde kamera bulunan bir tıbbi alet sarkıtılır. Yüksek çözünürlüklü kamera sayesinde yemek borusu, yemek borusu ile mide kesişimi, mide, mide ile bağırsak kesimi ve bağırsak net olarak görüntülenebilir. Ameliyattan önce iç yapının detaylı olarak teşhis edilebilmesinin yolu bu uygulamadan geçmektedir. Bazı durumlarda, mide içi yaralanmalar ya da diğer sorunlar varsa tedavi etmek amacıyla da endoskopi yapılabilmektedir.

EKG

Oldukça ciddi bir operasyon olan gastrik bypass ameliyatından önce kalp aktivitelerinin tam olarak tespit edilmesi, operasyon sırasında gelişebilecek komplikasyonları en aza indirmek açısından oldukça önemlidir. EKG ile beraber cilde yapıştırılan elektrotlar aracılığı ile kalbin elektriksel aktivitesi tespit edilir. Kalbin atma hareketinden sonra nasıl bir yayılım olduğu grafik altına alınır. Özellikle aşırı kilolu olan hastalar EKG sayesinde hazırlık dönemini daha efektif şekilde geçirebilirler.

Akciğer Grafisi

Aşırı kilolu olan hastalarda başta kalp ve damar sağlığı olmak üzere akciğer sağlığında da sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Normal zamanlarda önemsiz olan bu sorunlar gastrik bypass ameliyatı öncesinde önem kazanmaktadır. Akciğerdeki fonksiyon kayıplarını tespit etmenin yegane yolu da akciğer grafisidir. Gastrik bypass ameliyatından önce mutlaka akciğer grafisi çekilir.

Operasyon Sürecinin Planlanması

Gastrik bypass ameliyatlarında ameliyata giden süreç uzun tutulabilir çünkü operasyon acil durumların ortaya çıkmasıyla icra edilmez. Bu sebepten ötürü de hazırlık sürecinde hastanın vücudunu tanımak amacıyla onlarca test uygulanabilir. Uzun süreli test sonuçları da istenebilir. Ayrıca çıkan test sonuçlarına göre hastanın belirli bir diyet süreci geçirmesi dahi istenebilir. Tüm testlerin ve doktor görüşlerinin hesaba katılmasıyla da operasyonun genel planı yapılır. Hazırlık sürecinin sonunda hangi yöntemle nasıl müdahale edileceği planlanır. Plan dahilinde uygun teknik belirlenir. Sonrasında ise midenin ve bağırsakların ne kadarının alınacağı, nereden kesim yapılacağı genel hatlarıyla belirlenir. Sonrasında ise tüm planlar ışığında operasyon icra edilir. Operasyon sırasında beklenmedik bir durumun ortaya çıkma ihtimali oldukça düşüktür.

Gastrik Bypass Ameliyatı Sonrası

Hastaya uygun teknikle ve uygun şekilde müdahale edilmesinin ardından hasta yoğun bakım ünitesine transfer edilir. Burada anestezinin etkisi geçene kadar müşahede altında tutulur. Operasyondan sonra herhangi bir komplikasyonun ortaya çıkma ihtimali oldukça düşük olsa da düşük ihtimallere karşı dahi önlem alınması mecburiyettir. Hastanın anestezi etkisinden çıkmasıyla beraber de ağrı kesiciler verilerek normal odaya alınır. Operasyondan sonraki süreçte vücudun operasyona olan tepkileri ölçülür. Ayrıca, operasyondan sonraki süreç genel olarak üç aylık bir süreyi kaplar. Tüm bu süre boyunca hastanın durumu üzerine rutin kontroller yapılır. Hastanın özel yaşamında ve sosyal yaşamında dikkat etmesi gerekenlere dair tavsiyeler verilir.

Ameliyat Günü

Operasyonun kapalı teknik ile yapılıyor olması büyük bir avantajdır. Bu yöntem dahilinde hastanın midesine veya bağırsaklarına giden yolda derin kesiler açılmaz. Bunun yerine dört – beş bölgeden ufak kesiler açılarak ilgili cihazlar ve cerrahi aletler karın içerisine gönderilir. Cerrahi aletler, gönderilen başka bir kameranın yardımıyla dışarıdan kontrol edilir. Olabildiğince az kesi açılarak fazlaca iş yapıldığından dolayı atılan dikiş miktarı da düşüktür.

Ameliyattan sonra hasta iki saat içerisinde ayağa kalkabilir. Ayağa kalktıktan sonra da tuvalete gitmesinde ya da ufak yürüyüşler yapmasında sorun yoktur. Bu sebepten ötürü gastrik bypass ameliyatlarında hasta bakıcıya ya da refakatçiye ihtiyaç yoktur. Ameliyat gününün akşamı hastanede kalmak faydalı olacaktır. Bazı durumlarda taburcu işlemi gerçekleştirilse de genel uygulamada bir günlük yatış gerekmektedir.

Ağrı ve İlaç Kullanımı

Operasyon sırasında anestezi ilaçları sayesinde en ufak ağrı ya da acı hissedilmez. Anestezinin etkisi operasyonun tamamlanmasıyla azalmaya başlar. Bu aşamada da ağrı ya da acı hissetmemeniz için ağrı kesici ilaçlar verilir. Bunlar oldukça etkili ilaçlar olduklarından dolayı ağrı ya da acı hissi oluşmasını engellerler. Operasyondan sonraki süreçte bir hafta kadar bu ağrı kesicilerden kullanmak gerekebilir. Bu durum kişinin acı eşiği ile doğrudan alakalıdır.

Hareket Kabiliyeti

Operasyondan iki saat sonra ayağa kalkmak mümkündür. Bu iki saatlik sürenin yaklaşık bir saati anestezi etkisinin tamamen ortadan kalkması için yoğun bakım ünitesinde geçer. Sonrasında herhangi bir komplikasyon ortaya çıkmaz ise normal odaya alınırsınız. Burada biraz dinlendikten sonra ufak yürüyüşler yapmak için ayağa kalkabilir, eğer ihtiyacınız varsa tuvalete gidebilirsiniz. Dördüncü saatten itibaren ise normal yürüyüşe geçmek mümkündür. Ağrı kesicilerin de etkisiyle ağrı ya da acı hissedilmediğinden dolayı süreç oldukça konforludur.

Riskler, Yan Etkiler ve Komplikasyonlar

Her cerrahi müdahale belirli bir oranda risk barındırır. Bu riskler sonucunda da yan etkiler ve komplikasyonlar ortaya çıkar. Basit operasyonlarda dahi mevcut olan bu riskler, oldukça ciddi bir operasyon olan gastrik bypass ameliyatından sonra daha çoktur. Ancak günümüzdeki cerrahların tecrübe açısından gayet yeterli olması, hastane ortamlarının olabildiğince hijyenik olması, operasyona hazırlık sürecinde azami özenin gösterilmesi sayesinde tüm bu riskler olabildiğince azaltılmış durumdadır. Yine de çıkabilecek çeşitli sorunlara karşı hasta sürekli olarak gözlem altında tutularak takip edilir.

Kanama

Operasyondan sonra kanama riski bulunur ancak oldukça azdır. Bunun temel sebebi de yapılan kesi alanın oldukça küçük olmasıdır. İç kanama ihtimaline karşı tüm önlemler alındığı için böyle bir kanamanın gerçekleşmesi de en az dışsal bir kanama kadar düşüktür. Genelde aşırı zorlamaya bağlı olarak değil de doktor hatasına bağlı olarak kanamalar gerçekleşir. Kanama gerçekleştikten sonra eğer dış bölgede ise müdahale etmek kolaydır. Ancak kanama iç bölgede ise tekrar cerrahi bir müdahale yapmak gerekmektedir.

Ağrı

Operasyon sırasında ve operasyondan sonraki bir saat boyunca verilen anestezi ilaçlarının etkisinden dolayı ağrı riski bulunmaz. Sonrasında ise uygun dozda ağrı kesiciler verilerek bu ihtimal ortadan kaldırılmaya çalışır. Bazı hastalarda bağışıklığa bağlı olarak güçlü ağrı kesiciler dahi olması gerekenden az etki oluşturabilir. Bu gibi durumlarda doktora başvurulmalı, artırılabiliyorsa da ağrı kesicinin dozu artırılmalıdır. Eğer ağrı kesicinin dozu artırılamıyorsa operasyondan sonraki bir hafta boyunca hafif şiddetli ve sürekli ağrı hissetme ihtimali bulunmaktadır.

Emboli

Emboli de diğer riskler gibi oldukça düşüktür. Operasyondan sonra damar tıkanması anlamına gelen bu durum gastrik bypass ameliyatında kullanılan tekniklerden dolayı değil; ameliyatın genel risklerinden dolayı ortaya çıkar. Operasyondan önceki hazırlık döneminde emboli riskine dair önlem almak da mümkün olmadığından dolayı, gerçekleştiği takdirde acil müdahale edilmesi gerekmektedir.

Kilo ile İlgili Süreçler

Gastrik bypass ameliyatları kilo problemini ve kiloya bağlı gelişen diğer hastalıkları çözmek amacıyla icra edilirler. Midenin hacmi ve bağırsakların boyu küçültülür. Böylece de alınan kalori miktarına sınırlama getirilir. Operasyonun en temel amacı bu olsa da bazen operasyon işe yaramaz. Yani beklendiği kadar kilo vermek mümkün olmaz. Bu risk oldukça düşük olmakla birlikte her zaman mümkündür. Örneğin yüz seksen kilo olarak ameliyat olan bir bireyin yüz kırk kiloya düşmesi başarı olarak kabul edilmemektedir. Gastrik bypass ameliyatlarından sonra (bir – iki yıl sonrası için) ideal kiloya olabildiğince yakın olunması başarı olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca bazı durumlarda kişi ciddi miktarda kilo verdikten sonra kilo almaya başlamaktadır. Bu kilo alım süreci önceki kadar radikal olmasa da önlenebilir değildir. Gastrik bypass ameliyatından sonra kilo alım trendine girilmemesi için azami özen gösterilmelidir.

Enfeksiyon

Her ameliyatta ve ameliyat sonrasında enfeksiyon riski bulunmaktadır. Enfeksiyonlar bakterilere ve virüslere bağlı olarak gelişim gösterebilirler. Normal şartlarda bağışıklık sistemi tarafından engellenmeleri gerekir ancak ciddi bir operasyon olan gastrik bypasstan sonra bağışıklık sistemi zayıf olduğundan dolayı bu virüsleri ve bakterileri engelleyemez. Kapalı cerrahi için açılan kesilerden başlayan bir enfeksiyon bölgeyi sarar. Enfeksiyon riskini azaltmak için kişisel hijyene azami özen gösterilmelidir. Azami özene rağmen enfeksiyon gelişirse de antibiyotikler ile müdahale gerçekleştirilmektedir.

Fistüller

Gastrik bypass ameliyatlarında müdahale edilen ikinci alan bağırsaklardır. Bağırsaklara yapılan müdahaleden sonra düşük bir ihtimal de olsa fistül riski ortaya çıkar. Fistül, bağırsaklar ile cilt dokuları arasında normalde olmaması gereken bir bağlantının kurulmasını ifade etmektedir. Fistül varlığı saptandığında cerrahi olarak müdahale edilir ve iki bölge arasında kurulan bağlantı ortadan kaldırılır.

Bağırsak Tıkanıklığı

Başta gastrik bypass olmak üzere neredeyse tüm karın içi ameliyatlardan sonra (özellikle de bağırsağa müdahalede bulunulanlar) bağırsakların tıkanma ihtimali bulunur. Bu ihtimal operasyondan hemen sonra gerçekleşebileceği gibi yıllar sonra da gerçekleşebilir. Riskin artmasını ya da azalmasını sağlayan temel unsur bağırsağın fiziki durumu ile operasyonu gerçekleştiren doktorun uzmanlık derecesidir. Oldukça tehlikeli komplikasyonlardandır. Bazen yanlış bir bölgeden askıda kalması bazen de kendi etrafında dönmesinden dolayı bu tıkanıklık oluşabilir. Bu tıkanıklıkların yegane belirtisi birden gelişen ağrılardır. Özellikle katı besin tüketiminden sonra ağrı oluşumu söz konusu ise mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Anastomoz Kaçağı

Gastrik bypass ameliyatlarında yapılan şey bağırsakların ve midenin bir kısmının atıl duruma getirilmesi, aktif durumda olanların da birbirine yeniden bağlanmasıdır. Bu işlem sırasında bağlantı noktasında anastomoz adı verilir. Mide ile bağırsağın birleştiği bu noktaya özel ilgi gösterilmesi mecburidir. Eğer bu bölgedeki dikiş kalitesi, dikiş tipi uygun olmazsa operasyondan hemen sonra kaçaklar başlayacaktır. Yani tüketilen besinler ve sıvılar bu bölgeden karnın içine yayılacaktır. Oldukça ciddi sorunlar ortaya çıkarabilecek bu durum sonrasında karnın tamamını kaplayan enfeksiyonlar ile karşılaşmak mümkündür. Risk diğer tüm risklerden daha fazla olduğu için gastrik bypass ameliyatından sonra kaçak testleri yapılır ve anastomoz kaçağı var ise tespite çalışılır.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gastrik bypass ameliyatının başarılı geçmesinden sonra istirahat ve iyileşme süresi boyunca bazı hususlara azami özenin gösterilmesi gerekmektedir. Eğer dikkat isteyen bu hususlardan herhangi birisi ihmal edilirse operasyonun sonuçlarının tersine dönme ihtimali bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli komplikasyonlar da bu maddelere dikkat edilmemesi halinde ortaya çıkabilir.

Bazı hususlar gastrik bypass ameliyatına özel iken bazıları da herhangi bir ameliyatı olan her hasta için geçerlidir. Unutulmaması gereken temel nokta ameliyatın basit ya da karmaşık olması fark etmeksizin hijyene dikkat edilmesi gerektiğidir.

Beslenme

Gastrik bypass ameliyatıyla birlikte mide hacmi bin mililitreden elli mililitreye kadar düşürülür. Bu da yüzde doksan beşe varan bir küçülme demektir. Ayrıca bağırsakların da işlevsel kısımları atıl duruma geçirilir. Yani sindirim sisteminin baştan dizayn edildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Sindirim sisteminin bu yeni düzene alışma aşamasında zorlanmaması için beslenmeye azami özen gösterilmelidir. Standart olarak ameliyattan sonra iki hafta boyunca katı ya da püre gıdaların tüketilmesi tavsiye edilmez. Sadece sıvı gıdalar tüketilmelidir.

İki haftadan sonra duruma göre püre gıdaların tüketimine geçilebilir. Ancak bu aşamada püre ve sıvı gıdalar beraber tüketilerek midenin aşırı yorulmasının önüne geçilmelidir. Püre gıdaların tüketilmesi iki hafta kadar sürer. Bu aşamada mide yapısı büyük oranda şekillenmiş, komplikasyon riskleri ortadan kalkmış olacaktır. Dört ile altıncı haftalardan sonra ise normal beslenme düzenine geçilebilir. Operasyonun tekniği fark etmeksizin gastrik bypass ameliyatlarından sonra mutlaka bir diyetisyenle düzenli olarak görüşmek gerekecektir. Genelde ömür boyu süren ancak çok ağır olmayan diyetler uygulanır.

Duş Alımı

Ameliyatlarda açılan kesi miktarı ile doğru orantılı olarak duş yasakları konur. Ancak kapalı ameliyat türlerinin genelinde bu yasaklar bulunmaz. Açılan kesiler oldukça küçüktür ve özel dikişler ile kapatılır. Gastrik bypass ameliyatı geçirdikten ve kaçak testini takip eden günden sonra duş alınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Kesi yapılan bölgeleri sudan korumak da gerekmez. Ancak aşırı sıcak veya aşırı soğuk su kullanımından kaçınılması tavsiye edilir. Duş alırken kesi bölgelerine fazla baskı uygulamamak, lif kullanımını sınırlı tutmak da önlem olarak alınabilir. Duş alma işlemi tamamlandıktan sonra kesi bölgeleri temiz bir havluyla iyice kurulanmalıdır. Nemli bırakılmaması özellikle tavsiye edilir. Operasyondan sonra bölgenin kurumaması için doktor tavsiyesi ile nemlendiriciler kullanılabilir.

Spor ve Fiziksel Aktivite

Ameliyatlardan sonra vücut ameliyatın türünden bağımsız olarak yoğun bir baskı altına girer. Bir tür şok durumu olarak adlandırmakta mümkündür bu durumu. O sebepten ötürü fiziksel aktivitelere geçilmeden önce doktor ile konuşmak faydalı olacaktır. Gastrik bypass ameliyatından iki saat sonra ayağa kalkmak; bir gün sonra da yürüyerek taburcu olmak mümkündür.

Sonrasında ise birinci haftadan itibaren ağır bir fiziksel yük gerektirmeyen masa başı işlere dönüş yapılabilir. Dördüncü haftadan itibaren ayakta yapılan işlere; ikinci aydan itibaren de ağır kondisyon gerektiren işlere geçilebilir. Spor egzersizleri de iş süreci ile benzerdir. İkinci haftadan itibaren hafif sporlara; ikinci aydan itibaren de ağır sporlara geçilebilir. Ancak kondisyon seviyesine bağlı olarak spor ya da iş türü değiştirilmeden önce bir doktora danışmakta fayda vardır.

Havuza ve Denize Girme

Ameliyatlardan sonra vücudun genel olarak hijyenine dikkat etmek enfeksiyon riskini ortadan kaldırmak açısından oldukça önemlidir. Havuz veya deniz de hijyen açısından çok iyi yerler değildir. Kapalı ameliyat yönteminin uygulanması amacıyla açılan kesilerin dikişleri tamamen kaybolana kadar havuza ya da denize girilmesi tavsiye edilmez. Her ne kadar mecburiyet unsuru olmasa da girilmek isteniyorsa ameliyat bölgelerinin kapatılması faydalı olacaktır. Ayrıca havuzda veya denizde yüzmek ciddi derecede kondisyon gerektirdiğinden dolayı ikinci aydan itibaren yapılması tavsiye edilir.

Güneşlenme ve Sauna

Ameliyattan sonra vücut belirli bir şok durumuna geldiği için aşırı bazı faaliyetlerden uzak durmak faydalı olacaktır. Ayrıca hijyene dikkat edilmesi de gerekmektedir. Sauna gibi ortamlar yüksek nem derecelerinden ötürü bakterilerin üreme alanlarıdır. Normal zamanlarda zararı olmayacak bu bakteriler, ameliyatlardan sonra vücuda enfeksiyon bulaşmasına sebep olabilirler. Aynı şekilde güneşlenme de vücut sıcaklığını oldukça artırdığından dolayı zararlı olabilir. Tüm bu sebeplerden ötürü güneşlenmeye ve saunaya ameliyatı takip eden ikinci aydan itibaren gitmeniz tavsiye edilmektedir.

İlaç Kullanımı

Gastrik bypass ameliyatlarına giren hastalar genelde şeker, tansiyon ve astım gibi hastalıklardan şikayetçidir. Bu hastalıkların temel sebebi fazla kilolardır. Gastrik bypass ameliyatından önce bu hastalıklara dair ilaçlar ile diğer bazı ilaçlar tamamen kesilebilir ya da düzenlenebilir. Operasyon sonrasındaki süreçte şeker hastalığı, astım ve tansiyona dair şikayetler azaldığı için kullanılan ilaçların yeniden düzenlenmesi veya tamamen kesilmesi gündeme gelebilir. Böyle bir süreçte doktor ile temas ederek ilaçların yeniden düzenlenmesi istenmelidir. Ameliyattan önceki reçeteler ile devam edilmesi sakıncalıdır.

Alkol ve Sigara Kullanımı

Sigaranın solunum sistem; solunum sisteminin de vücudun tamamı üzerinde oldukça olumsuz etkileri bulunmaktadır. Vücuttaki oksijen seviyesini doğrudan etkileyen bu kullanım gastrik bypass ameliyatı sonrasında daha da etkili hale gelmektedir. Operasyona hazırlık sürecinde bırakılması gereken sigaraya operasyondan sonra da başlanmamalı, sağlıklı bir yaşam tarzına geçilmelidir.

Alkol ise metabolizmaya olan etkilerinin yanı sıra mide ve bağırsak dokusunu da olumsuz etkilemektedir. Özellikle yanma şikayetinin ortaya çıkmasında alkolün rolü büyüktür. Operasyondan sonra en az iki sene boyunca alkolün tüketilmemesi tavsiye edilir. İki yılın ardından ise günde bir kadehi geçmeyecek bir tüketim yapılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Gastrik bypass dahil olmak üzere zayıflama yöntemi olarak lanse edilen cerrahilerin tamamına dair birçok soru işaretinin kafalarda kalması muhtemeldir. Yöntemlerin karmaşıklığı, işe yarayıp yaramadığı, dikkat edilmesi gereken noktalar ve diğer hususlar… Tüm bunların spesifik bazı soru başlıkları altında cevaplandırılması gastrik bypass ameliyatı yaptıranları veya yaptırmayı düşünenleri rahatlatacaktır.

Gastrik Bypass Ameliyatında Dikiş Atılıyor Mu?
Gastrik Bypass Ameliyatı Sonrası İz Kalır Mı?
Ameliyat Sonrası Beslenme Ne Zaman Başlar?
Ameliyat Sonrası Hastaya Takviye Besinler Verilir Mi?
Şeker Hastalığı Gastrik Bypass Ameliyatı Olmaya Engel Mi?
Kaçak Testi Nedir?
Gastrik Bypass Ameliyatının Tüp Mide Ameliyatına Göre Dezavantajı Var Mı?
Ameliyat Fiyatları Ne Kadar?
Gastrik Bypass Mide Kanserine Neden Olur Mu?
Gastrik Bypass Ameliyatında Yaş Sınırı Var Mı?
Ameliyat SGK Tarafından Karşılanıyor Mu?
Ameliyatın Etkileri Ne Zaman Görülmeye Başlar?
Gastrik Bypass Ameliyatı Kaç Saat (Ne Kadar) Sürer?
Gastrik Bypass Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Gastrik Bypass Ameliyatı Neden Yapılır?
Gastrik Bypass Ameliyatından Sonra Kilo Alınır Mı?
Gastrik Bypass Ameliyatı Sonrası Ne Zaman Hamile Kalınmalı?
Gastrik Bypass Ameliyatı Sonrası Ne Zaman Sigara İçilir?

Ixora Life Clinic

Messenger

Doktora Sor

WhatsApp

Şimdi Ara